Bayram için 10 doğa alanı
Önümüz hafta bayram tatili olunca insanın nereye gideceğine bir türlü karar veremiyor. Ama biz site yönetimi olarak sizler için nerelere gidebileceğinizi ve nasıl bir konaklama yapabileceğinizi yazdık. Nerede hangi otelde kalmak için site için hangi il veya ilçeyi seçerseniz ayrıntılı bir şekilde otel ve hotel isimelirimiz bulunmaktadır..
İyi tatiller ve Hayırlı bayramlar dileriz….
Patara ( Muğla - Antalya )
Kaş ve Fethiye ilçeleri arasında 14 kilometre boyunca uzanan Patara, sadece Türkiye’nin değil, tüm Akdeniz’in en uzun kumsalı. Patara deniz kaplumbağalarının yumurta bıraktığı nadir alanlardan biri olmasıyla da önem taşıyor. Yöre arkeolojik açıdan da zengin; Patara antik kentinde İÖ 3200′den kalan dünyanın ilk parlamento binası bulunuyor. Roma İmparatoru Neron tarafından yaptırılan deniz feneri ve Roma zafer takkı da kalıntılar arasında. Görkemli kum tepeleriyle kaplı Patara sahili, güçlü rüzgârları sayesinde sörfçüleri de çekiyor. En yakın konaklama merkezi Gelemiş köyüne Fethiye, Kaş ve Antalya’dan otobüslerle ulaşmak mümkün.
Yedigöller ( Bolu )
Bolu’nun kuzeyinde kalan Yedigöller Havzası, 1965 yılında milli park olarak korumaya alındı. Milli parka adını veren yedi göl, kuzeyden güneye 1500 metrelik bir mesafede sıralanıyor. Çam, kayın ve kızılağaçlarla çevrili Büyükgöl, grubun en irisi. Onu Nazlıgöl, Deringöl, Sazlıgöl, Küçükgöl, Seringöl ve İncegöl izliyor. Parkta doğu kayınının baskın olduğu sarıçam, karaçam, Uludağ göknarı ve gürgenden oluşan karışık ormanlar bulunuyor. Yedigöller’in en güzel mevsimleri ilkbahar ve sonbahar. Milli parka Ankara İstanbul karayolunun 152. kilometresindeki Yeniçağa’dan ulaşılabilir. Diğer bir seçenek de aynı yolun 190. kilometresindeki Bolu’dan kuzeye ayrılan yol. Alanda Orman Bakanlığı’na ait bungalovlarda kalınabilir.
Abant Dağları ( Bolu - Düzce - Sakarya )
Abant Dağları, irili ufaklı çok sayıda derenin açtığı vadilerle yarılmış durumda. Alanda akarsuların dışında Sülüklü Göl, Abant Gölü ,Eften Gölü gibi doğal varlıklar bulunuyor. Abant Dağları’nda göllerin çevresindeki turbalıklar bitki türleri açısından çok zengin, göller ayrıca nadir su bitkilerinden sarı ve beyaz nilüferlere sahip. Doğu kayını, Uludağ göknarı, ardıç ve diğer türler, dağların zengin orman dokusunu oluşturuyor. Abant Gölü çevresinde faytonla gezinti yapmak mümkün, çevrede ayrıca çok sayıda konaklama seçeneği de var. Ankara İstanbul anayoluna yakın Abant Gölü Tabiat Parkı, taşıt trafiğinin yoğunluğundan olumsuz etkileniyor. Gölün gelişim planı bu olumsuzluğun giderilmesini amaçlıyor.
Göksu Vadisi ve Deltası ( MERSİN )
Ermenek Çayı, Mut ilçe merkezi yakınında ikizi Hadim Çayı’yla birleşerek Göksu’yu oluşturuyor. Mersin Karaman yolunu izleyen Göksu, Silifke yakınlarına kadar kanyonlar içinde akışını sürdürüyor. Bu kanyonların her biri ziyaretçilerine unutulmaz doğa manzaraları sunuyor. Silifke’den sonra oluşturduğu delta ovasında 10 kilometre kadar yoluna devam eden Göksu, Akgöl ve Paradeniz gibi lagünler oluşturuyor. Bu göller sukuşlarının barınma ve üreme alanı. Akgöl nadir ve güzel bir kuş türü olan saz horozunun Türkiye’de yaşadığı yegâne sulak alan. Kışın çok miktarda sukuşu barındıran Paradeniz’de dalyan balıkçılığı da yapılıyor.
Erfelek Şelaleleri ( Sinop )
Erfelek ilçe merkezinin yaklaşık 15 kilometre güneyinde Şamı Şelaleleri’nin aktığı vadi, irili ufaklı 30′a yakın şelale barındırıyor. Yedibasamak, Yeşilmerdiven, Saçaklısu, Birincigöze, Değirmenaltı, Saklıseki, Belikliduvar, Deliktaş, Mavigöl bunların bir kısmı. Şamı Vadisi kayın, ıhlamur, gürgen ve meşe ağaçlarından oluşan ormanlarla çevrili. Bazı şelaleler döküldükleri noktada dört beş metre derinliğinde gölcükler oluşturuyor. Erfelek Barajı’na giden yol izlenerek şelalelerin bulunduğu vadiye ulaşılıyor. Patikalardan Değirmen mevkiine varılana kadar şelalelerin yarısı görülüyor. Buradan sonra rota zorlaşıyor, yola teknik malzeme ve rehberle devam etmek gerekiyor. Şelale bölgesinde ve yaylalarda kamp kurulabiliyor.
Ulubat Gölü ( Bursa )
Ulubat Gölü, dünyada sadece 38 üyesi bulunan ‘Yaşayan Göller Projesi’ne dahil. Göl hem önemli kuş barınağı, hem de arkeolojik bir hazine. Ulubat irili ufaklı birçok adacıkla sukuşlarının kışlama alanı. Göl ziyareti için giriş, kıyıdaki Akçalar beldesi; buradan Fadıllı, Onaç ve Dorak köyleri de gezilebilir. Ulubat Gölü’nün kuzeydoğusundaki Gölyazı da şirin bir belde. ‘Leylek köyü’ olarak da bilinen Eskikaraağaç’ta Ulubat Bilgi-Belge ve Ziyaretçi Merkezi, kuş gözlem noktaları var. Eskikaraağaç’ta mayıs ayında ‘Leylek Festivali’ yapılıyor. Uluabat köyünün yakınında da nilüfer çiçeği tarlaları, çeşitli kuş türlerine ait koloniler görülebilir.
Tortum Gölü ve Şelalesi ( Erzurum )
Türkiye, en yüksek şelalesini Tortum Gölü’nü de meydana getiren heyelana borçlu. Birkaç yüzyıl önce Kemerli Dağ’dan kopan dev bir heyelan kütlesi çayın önünü kapatarak Tortum Gölü’nü oluşturdu. Göl, Tortum Çayı üzerinde dar ve dik bir vadide sekiz kilometre boyunca uzanıyor. Gölü besleyen sular, heyelan setini aşarak 50 metre yükseklikten gürültülü bir şekilde dökülüyor. Güneybatıda bulunan Uzundere’nin Çamlıyamaç köyü vadinin en önemli tarihi kalıntısı Oşki (Öşkvank) Kilisesi’ni barındırıyor. Çamlıyamaç’tan dönüşte Türkiye’nin en güzel manzaralı yollarından birinin başlangıcına geliniyor. Burası Tortum Gölü’nün güney ucu, küçük bir kuş cenneti. Vadi yırtıcı kuşlar için de zengin bir alan; burada Türkiye’nin dört akbaba türünü de görmek mümkün. Tortum Gölü, Yusufeli Erzurum yolu üzerinde yer alıyor.
Maçahel ( Artvin )
Borçka’ya bağlı Camili beldesi, eski adıyla Maçahel ve çevresindeki köylerin (Düzenli, Efeler, Kayalar, Maral, Uğur) doğal güzellikleri bozulmadan duruyor. Vadiye ulaşım, THY’nin Batum’u iç hat seferlerine dahil etmesiyle kolaylaştı. Maçahel’e yolculuk Borçka’dan başlıyor. Mola noktalarından Karagöl’ün birkaç kilometre ilerisinde sıra dışı bir orman uzanıyor. Heyelanla aşağı inen kayaların her birinin üzerinde tek bir ağaç var. Ağacın kökleri kayayı sararak kendi toprağını kendi üretiyor ve büyümeyi başarıyor. Karagöl’den araçla bir buçuk saatlik yolculukla Camili köyüne varılıyor; köyde konaklama seçenekleri mevcut. Maçahel’de birçok şelale var ama çoğuna ulaşmak için oldukça zorlu yolculuklar yapmak gerek. Maral Şelalesi’ne de ulaşım zor. Şelaleye dik bir eğimden iniliyor, iki yerde de merdiven kullanılıyor. Ama şelale tüm yorgunluğu unutturacak güzellikte.
Köprülü Kanyon ( ANTALYA-ISPARTA )
Köprüçay üzerindeki Köprülü Kanyon Milli Parkı, blok kayalardan oluşan yüksek duvarlarıyla Anadolu’nun en heybetli kanyonlarından biri. Uzunluğu 14 kilometreyi bulan kanyonu çam, göknar, ardıç ve sedir ağaçlarından oluşan ormanlar kuşatıyor; çok sayıda pınar da görkemli akışlarıyla yüksek kayaların dibinden Köprüçay’a karışıyor. Türkiye’de rafting sporunun gözde adreslerinden Köprülü Kanyon çevresinde, Toroslar’ın yükseklerinde çok sayıda antik kent kalıntısı da var. Suyun kalkerli arazide binlerce yılda yarattığı ‘lapyalar’ ve yörede ‘adam kayalar’ diye bilinen oluşumlar kanyonun zenginlikleri arasında. Başta Beşkonak olmak üzere çevre köylerde konaklama ve yemek seçenekleri bulunuyor.
Uludağ ( Bursa )
Kayak merkezi olarak ünlenen Uludağ sessiz ormanlar, buzul gölleri, zengin bitki ve hayvan varlığı gibi az bilinen hazinelere de sahip. Uludağ Milli Parkı uygun yürüyüş rotaları ve kamp alanlarıyla doğa gezginleri için cazip seçenekler sunuyor. Saitabat Şelalesi, Baraklı Göleti, geyik üretme istasyonu önemli ziyaret noktalarından bazıları. Yaz aylarında zirve çıkışı yürüyerek yapılabiliyor, bu alandaki buzul gölleri de benzersiz manzaralar sunuyor. Nadir kelebek türleri dağın bir diğer zenginliği. Uludağ’da yaban yaşamı gözlemek için en uygun zaman mayıs kasım ayları arası.

